ŞANLIURF-SİYASET/ AK Parti’nin son dönemde kamuoyuna “Terörsüz Türkiye” vizyonuyla sunduğu yeni süreç kapsamında Meclis’te oluşturulacak komisyonun üyeleri netleşmeye başladı. Ancak bu listede dikkat çeken isimlerden biri, daha doğrusu dikkat çekmemesiyle öne çıkan biri var: Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı.
Bugüne dek ne Kürt sorunu üzerine bir fikri, ne çözüm sürecine dair bir cümlesi kamuoyuna yansımamış olan Yazmacı’nın, böylesine kritik bir konuda karar verici pozisyona getirilmesi başlı başına bir çelişki olduğu belirtiliyor. Kürt meselesi gibi Türkiye’nin en derin fay hatlarından birine dair birikimi, söylemi ve sahadaki karşılığı bulunmayan bir ismin komisyona dahil edilmesi, iktidarın bu süreci ne kadar “ciddiye” aldığını da gözler önüne seriyor.
Yazmacı: Sessizliğin Temsili
Asuman Yazmacı, bugüne dek Meclis kürsüsünden ya da herhangi bir açık platformdan Kürt sorununa dair en küçük bir analiz dahi yapmamış bir isim. Sadece AK Parti kontenjanından milletvekili olmakla sınırlı bir siyasi görünürlüğe sahip olan Yazmacı’nın, binlerce ailenin acısını, dağlarda büyüyen öfkeyi, şehirlerdeki umutsuzluğu ya da barışa susamış milyonların taleplerini anlayabilecek bir kapasitesi olup olmadığı ciddi bir tartışma konusu..
Böylesi hassas bir komisyona, siyasi kimliği dışında herhangi bir entelektüel veya sosyolojik katkısı olmayan bir ismin atanması; iktidarın bu süreci ne kadar yüzeysel, göstermelik ve PR odaklı yürüttüğünün açık göstergesidir.
Halk Nezdinde Güvensizlik Derinleşiyor
Sokaktaki yurttaş bu atamayı şöyle okuyor: “Madem çözüm istiyorsunuz, neden halkla diyalog kurabilen, Kürt halkının nabzını tutan, bölgede karşılığı olan isimleri seçmediniz?” Bu soru meşrudur. Çünkü geçmişte çözüm masasında rol alan isimler ister siyasi ister entelektüel olsun en azından bu meselenin taraflarıyla temas halindeydiler. Bugün ise AK Parti’nin komisyonu, “sorunu bilmeyenlerle çözüm arama” garabetine dönüşüyor.
Cevahir Asuman Yazmacı gibi bir ismin komisyonda yer alması, sürecin daha başında güven bunalımı yarattığı belirtiliyor. AK Parti, halkın gözünde bu komisyonu “barış için samimi bir adım” değil, seçim öncesi vitrin çalışması gibi konumlandırmıştır. Gerçek bir çözüm isteniyorsa, sembolik değil, sahici isimler tercih edilmelidir. Aksi halde bu süreç de önceki gibi sonuçsuz kalacak ve halk bir kez daha aldatıldığını düşünecektir.